Türkiye’de Sosyal Destek ve Yardım

Türkiye’de Sosyal Destek ve Yardım içeriğimizde Türkiye’de Sosyal Yardım ifadesi herhangi bir karşılık beklemeden ihtiyaç sahibi olan kişilere kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan yardımların bütününü tanımlar.

Böylece kişinin kendini, ailesini ve bakmakla yükümlü olduğu kişileri geçindirmek için durumu olmayan veya herhangi bir nedenden dolayı geçim sağlayamayan kişilere asgari düzeyde hayat standardı sağlamaktır. Sosyal yardıma ihtiyaç duyan kişilerin geçimini sağlayarak bu kişileri en kısa sürede üretime katmak amaçlanır. Türkiye’de sosyal yardımlar içerisinde iş kurmak isteyenlerin sıklıkla tercih ettiği KOSGEB bulunmaktadır, KOSGEB hakkında daha fazla bilgisi sahibi olmak için “Kosgeb Destek Programları ve Süreç” içeriğimizi okuyabilirsin.

Kısacası sosyal yardım, kişinin zorunlu olan ihtiyaçlarını gidererek durumu biraz daha güvenli hale getirip gelir elde etmelerinde yardımcı olur. Sosyal yardım; kişinin kendi elinde olmayan nedenlerden dolayı yoksun kaldığı ve yardıma ihtiyaç olduğu tespit edilmesi durumunda, kişiyi kendisine ve ailesine yeterli duruma getirmektir. Bu yardımlar parasal ya da nesnel olarak yapılmaktadır.

Tarihte Sosyal Destek ve Yardım

Sosyal destek ve yardım örnekleri, Avrupa ve Osmanlı İmparatorluğu tarihlerinde görülmektedir. Avrupa’da sosyal güvence anlayışının oluşmasında Sanayi Devrimi bir dönüm noktası olarak görülmektedir. Sanayi devrimi sonrası halkın talepleri doğrultusunda sosyal haklar elde edilmeye başlanmıştır. Böylece çalışamayacak durumda olan kişilerin asgari bir yaşam standardına sahip olması, devletin görevi olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Bu dönemde sosyal ve ekonomik yönden zayıf olan kişilere bir yandan yardım ederken, sosyal adaleti sağlamak ve sosyal refah düzeyini arttırmak da devletin bir görevi haline gelmiştir.

Osmanlı döneminde ise sosyal devlet anlayışının güçlenmesi ile beraber sosyal yardımda kurumsallaşma sürecine gidilmiştir. Sosyal yardım sisteminin temelini aile içindeki yardımlaşmalar, ahlaki ve geleneksel değerler kapsamında yapılan yardımlaşmalar oluşturur. Sosyal güvenlik sisteminin temelini ise özellikle aile içi yardımlaşmalar oluşturmaktadır. Osmanlının son dönemlerinde sosyal yardım ve güvenlik hizmetleri; idari ve hukuki düzenlemelerle beraber kurumsallaştırılmıştır. Bu süreçte sosyal yardım kuruluşları “ahilik” teşkilatı olarak başlayıp, sonrasında “lonca” teşkilatı olarak devam etmiştir.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirisi, 1948 yılında bütün vatandaşların sosyal güvenlik hakkına sahip olduğunun belirtilmiştir. Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında da Türkiye’de sosyal alanda önemli gelişmeler yaşanmıştır. Türkiye’de sosyal politikaları belirlemek, geliştirmek ve tek elden yürütebilmek için 2011 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı (ASPB) kurulmuştur. Sosyal alanda çalışan bütün kamu kurumları ve kuruluşları bu bakanlık bünyesinde toplanmıştır.

Tarihte günümüze doğru ilerledikçe de geçmişte temelleri atılmakta olan sosyal güvence kapsamındaki çalışmaların “Sosyal Güvenlik” adı altında toplanarak daha organize bir yapı ile denetlendiği görülmekte ve bu kavram çağdaş medeniyetlerin bir göstergesi olarak da karşımıza çıkmaktadır. Kısaca “sosyal devlet” olma şartlarından biri olarak görülmektedir. Kısaca sosyal devlet, halkın sosyal güvenliğinin sağlanması, işsizliğin önlenmesi, yaşam düzeyini yükseltmek gibi konularda sosyal eşitsizlikleri gidermek için çalışır. Sosyal devletin vatandaşa asgari düzeyde bir hayat standardı sunabilmesi, sosyal güvenliği sağlayabilmesi gibi görevleri bulunmaktadır.

Sosyal Destek NedirPin
Sosyal Destek Nedir

Sosyal Güvenlik

İnsanlar yaşamları boyunca maddi veya manevi kayıplara neden olan birçok tehlikeyle karşılaşmaktadır. Bunun yanında hem beden hem de ruh sağlığını koruyabilmek için kişiler büyük harcama yapabilirler. Sosyal güvenlik kurumları bu riskleri ortadan kaldırmak ve güvenli bir gelecek inşa etmek için geliştirilmiştir.

Tanım olarak Sosyal güvenlik; toplumdaki tüm kişilerin hastalık, kaza, sakatlık, işsizlik, ölüm, yaşlılık gibi risklere karşı korunmasını amaçlayarak gerekli önlemlerin alınabilmesi ve oluşabilecek zararların karşılanarak halkın güvenliğini sağlamaya yönelik bir sistemdir. Bu politikaların temelini ise sosyal, ekonomik, fizyolojik olarak oluşan tehlikelerin ve belirsizliklerin kişiler üzerindeki olumsuz etkilerini azaltma çabaları oluşturur. Yirminci yüzyılda dünya genelinde sosyal güvenlik bireysel olmaktan çıkarak kurumsallaşma sürecine girilmiştir.

Sosyal İlerleme Politikalarının Temeli

Günümüzde Avrupa Birliği’nin anlaşma ve yasalarında yer alan sosyal ilerleme politikaları; istihdam, eğitim, öğretim, gençlik politikaları, yaşam ve çalışma koşulları şeklinde başlıklar altında yürütülmektedir.

Türkiye için sosyal politika alanında dönüm noktası ise 1989 yılında kabul edilen Avrupa Sosyal Şartıdır. 2000’li yıllarda ise sosyal politika yapısında değişiklikler görülmeye başlanmıştır. 1999 yılında gelen yasa kapsamında bazı maddeler kısa vadede sosyal sistemin gelirlerini artırmaya ve giderlerini de azaltmaya yönelik düzenlemeler yapılmıştır. 2001 yılında Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu gelmiştir. Sosyal güvenlik oluşumunu etkileyecek önemli adımlar ise 2006 yılında atılmıştır. Bu yasalar ile farklı çalışma statüsünde olan kişilerin farklı sosyal güvenlik kurumlarına bağlı olduğu için eşitliği sağlayabilmek adına yeni bir çerçeve çıkartılmıştır. Türkiye’de oluşturulmuş olan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanlığı, 5502 sayılı yasa ile Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü ve BAĞ-KUR Genel Müdürlüğü içine alınarak birleşmiştir.

Türkiye’de Sosyal Güvenliğin Gelişimi

Cumhuriyetin ilanından sonra çıkarılan 3008 sayılı İş Kanunu’nu üzerinde 1936 yılına kadar kapsamlı bir düzenleme yapılmamış ancak, 1945 yılından sonra önemli gelişmeler olmuştur. Bu gelişmelerin nedenleri arasında sanayileşme döneminde yaşanan işgücü dağılımıyla ücretlerdeki payın artmış olması, kente yapılan iç göçler ve bununla beraber aile yapısındaki değişiklikler gösterilmektedir. Bu gelişmelerin yaşanmasının başlıca sebebi, 2. Dünya Savaşı sonrası Batı Avrupa’da yaygınlaşmış olan sosyal güvenlik akımının Türkiye’de olan sosyal güvenlik çalışmaları ve bu konudaki düzenlemeler üzerinde etkili olmasıdır.

Ülkemizde sosyal sigorta kolları ile ilgili yapılan ilk düzenleme 27.06.1945 tarihinde yapılmış olan 4772 sayılı İş Kazaları, Meslek Hastalıkları ve Analık Sigortaları Kanunu olmuştur. Diğer zamanlarda kabul edilen kanunlar ise 16.07.1945 tarihinde İsçi Sigortaları Kurumu Kanunu, 02.06.1949 tarihinde İhtiyarlık Sigortası Kanunu ve 04.01.1950 tarihinde düzenlenen Hastalık ve Analık Sigortasıdır. Ülkemizde sosyal yardımlaşmayla ilgili çalışmalar çeşitli şekillerde devam etmiştir. 1950’li yıllardan sonra sosyal güvenlik kurumlarının oluşumunda artış görülürken, bu kurumlar yeniden yapılandırılmaya başlanmıştır. 1949 yılında çıkmış olan Emekli Sandığı Kanunuyla memurlara yönelik sosyal güvenlik kapsamındaki yasalar birleştirilmiştir. 1951 yılında da yavaş yavaş yaygınlaşacak olan asgari ücret uygulamalarına başlanmıştır.

Türkiye’de Sosyal Güvenlik ve Sosyal Yardım

Sosyal güvenlik ve sosyal yardım fikirleri karşılıklı yardımlaşmanın sonucunda ortaya çıkmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşlılar, yoksullar, işsiz kişilere yönelik devletin yerine getirdiği sosyal yardım uygulamaları bulunmaktadır. Ayrıca hukuksal kurallara ve yasalara göre yardımın yerine getirilebilmesi için fon düzenlemeleri yapılmıştır. Bu fon, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu adıyla Anayasada yer almaktadır.

İmkanların iyileştirilmesi adına yeni stratejilerin ve sosyal yardım programlarının geliştirmesi gerekir. Bu nedenle 9 Aralık 2004 tarihinde 5263 Sayılı Kanun çıkarılarak Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü oluşturulmuştur. Daha sonradan sosyal hizmet ve sosyal yardım veren kurumlar tek bir yerde toplanmış ve 633 sayılı KHK ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı (ASPB) kurulmuştur. Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü (SYGM) de bu kapsam altında faaliyet göstermeye başlamıştır. Bu çalışmalar, ülke genelinde yardım ve dayanışmaya bağlı fonlar kullanılarak 973 Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığıyla yürütülmeye başlanmıştır. Böylece Tüm sosyal yardımların tek elden yürütülmesi devletin etkinliğini ve verimliliğini arttırmıştır.

Kısaca Sosyal Yardım/Destek Türleri

Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğünün yaptığı çalışmalar farklı isimlerle yar almaktadır. Aile Yardımları ana başlığı altında gıda, yakacak ve barınma yardımları yer alır. Sağlık yardımları ana başlığı altında ise tedavi destekleri ve Şartlı sağlık yardımları bulunmaktadır. Eğitim Yardımları başlığı altında eğitim materyalleri, şartlı eğitim, öğle yemeği, ücretsiz kitap, öğrenci taşıma ve barınma yardımları yer almaktadır. Diğer başlık ise Engelli Öğrencilerin Okullarına Ücretsiz Taşınması ve Yüksek Öğrenim Burslarıdır. Ayrıca Engelli Yardımları başlığı altında ihtiyaç yardımları da yapılmaktadır. Özel Amaçlı Yardımlar başlığı altında ise aşevleri ve afet, terörden zarar gören kişilere yönelik yardımlar yapılmaktadır.

Sonuç

Toplumdaki ihtiyaç sahibi kişilere sosyal yardımların etkili ve verimli bir şekilde dağıtılması için hem sosyal yardımlarda hem de sosyal desteklerde adaletin sağlanması, yardıma muhtaç kişilerin ise “hep yardım bekleyen bir kesim” olarak görülmemesi, bunun aksine toplumda katma değer üretecek şekilde yardıma ihtiyacı olan kişilerin ekonomik hayata kazandırılması ve geliştirilmesi için 2011 yılında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı bu kişilere göre yeniden örgütlenmiştir.

Sosyal güvenliğin yoksulluğa karşı etkin bir araç olarak kullanılabilmesi için sosyal güvenlik tabanı genişletilmelidir. Bunun için işgücüne katılım artırılmalı, kayıt dışılık azaltılmalıdır. Kayıt dışılığın salt ücretli çalışanları değil, kendi hesabına ve yevmiyeli çalışanları kapsayan, bu anlamıyla geniş bir alana yayılmış bir sorun olduğu göz önünde tutularak politikalar geliştirilmelidir. Bunun yanı sıra, Yoksullukla mücadele etmek için bağımlı nüfusun azalması, bağımlı nüfusun işgücüne katılımı artırılmalıdır.

Sosyal yardımlar konusunda aile içi dayanışma ve geleneksel yaklaşımlar varlığını sürdürse de günümüzde ihtiyaç sahibi olan kesimin gereksinimlerini karşılamaya yeterli olmamaktadır. İhtiyaçların çeşitliliğindeki artış, bu konularda yeni önlemleri de beraberinde getirmiştir. Devlet yardım mekanizmalarını ülke geneline yayarak en ücra noktalara kadar vatandaşlarına hizmet götürmeye ve ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmaktadır.

Son olarak toplumda sıkça karşılaştığımız acıma-merhamet-yardım anlayışı yerini, empati kurma-anlama-dayanışmaya yaklaşımına bırakmalıdır.

Yorum yapın