Küresel resesyon riski, her geçen gün biraz daha artıyor. Ukrayna-Rusya savaşı, enflasyon, istikrarsızlık ve benzeri unsurlar nedeniyle ekonomin çarklarında yavaşlamalar görülmeye başlandı. Başta ABD, Euro Bölgesi ve Çin olmak üzere tüm dünya genelinde resesyon beklentileri arttı. Peki, küresel resesyon nedir? Resesyon olursa ne olur? Gerçekten de böyle bir risk var mı?
Küresel Resesyon Nedir?
Küresel Resesyon Nedir?; Küresel Resesyon, gayri safi yurt içi hasılanın en az iki çeyrek boyunca art arda azalmasıdır, negatif büyüme veya durgunluk gibi kelimelerle de ifade edilen resesyon, ekonomiler açısından çok büyük bir risktir.
Bu olumsuzluk, ülkeler çapında görülebileceği gibi bölgesel veya küresel çapta da görülebilir. Daha açık bir ifadeyle bir ülkenin ekonomik politikaları nedeniyle tek başına resesyona girmesi mümkündür. Bunun dışında benzer durum sadece bir bölgedeki ülkelerde (örn. Avrupa Birliği ülkeleri) de görülebilir. Son olarak ise tüm dünya genelinde de resesyon görülebilir.
Yaşanması beklenen bu resesyonun temelinde pandemi döneminde benimsenen ekonomi politikaları bulunuyor. Bilindiği gibi o dönemde başta ABD olmak üzere birçok ülke, vatandaşlarına ekonomik olarak destek sağladı. Bazı ülkeler söz konusu yardımı kendi öz kaynakları ile yaparken, bazıları ise para basarak bunu gerçekleştirdi. Karşılıksız olarak verilen paralar ise başta ABD olmak üzere, tüm dünyada enflasyona neden oldu.
Enflasyon ile birlikte FED, faiz artırım politikasına geçtiğini ve böylece enflasyonu dizginleyeceğini ifade etti. İşte benimsenen bu politika, resesyona giden en önemli yol olmuştur. Zira faiz artırımı nedeniyle ABD’deki yatırımlar ve harcamalar azalacak ve buna bağlı olarak da ekonomik durgunluk ortaya çıkacaktır. ABD’de ortaya çıkacak olan bu durgunluğun, tüm dünyayı etkilemesi bekleniyor.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR – Dünyanın En Büyük Ekonomik Krizleri

Küresel Resesyon Olursa Ne Olur?
Dünya Bankası, yüksek enflasyon karşısında dünyadaki birçok merkez bankasının faiz artırım kararı almasının, küresel resesyon riskini arttırdığını açıkladı. Bu riskin temelinde ise son 50 yılda görülmemiş olan ülkelerin eş zamanlı faiz artırımı kararı almasıdır. Faiz artırım trendinin devam etmesi durumunda, 2023 yılında resesyon yaşanma riskinin çok yüksek olduğu ifade edildi.
Küresel çapta başlayacak bir resesyonu durdurmak için faiz oranlarını eski seviyesine getirmek de yeterli olmayabilir.
Bu konuda benzer bir yorum ise IMF tarafından yapıldı. 1970 yılından itibaren görülmemiş bir durgunluk riskinin her geçen gün biraz daha yaklaştığı ifade edildi. Ancak IMF, sadece faiz artırım politikasına değil; Ukrayna-Rusya savaşı, bölgesel çatışmalar, Rusya’ya uygulanan yaptırımlar, Rusya’nın gaz akışını kesmesi gibi diğer unsurları da dikkate alarak 2023 için durgunluk uyarısı yapmıştır. Peki, ekonomik durgunluk sonrasında ne olacak?
Küresel resesyon veya bilinen diğer ismiyle ekonomik durgunluk neticesinde ülkelerin büyümesi duracak ve küçülmeler başlayacaktır. Küçülen ekonomilerde ise işten çıkarmalar başlayacak ve işsizlik artacaktır. İşsizlik konusunda en fazla etkilenecek alanın hizmet sektörü olacağı tahmin edilmektedir. Kısacası domino etkisi gibi hemen her ekonomik göstergede kötüleşmeler görülür ve bu durum, ilgili ülkelerin vatandaşlarının yaşam kalitesini düşürür.
Ekonomilerde Yavaşlama Görülüyor
Küresel resesyona ilişkin değerlendirmeler yapılırken, dünyanın büyük ekonomileri ise yakından takip ediliyor. ABD, Euro Bölgesi ve Çin’den gelen rakamların ekonomik yavaşlamayı işaret ettiği bildiriliyor. Bu yavaşlamaların devam etmesi durumunda yakında ekonomik durgunluk yaşanması kaçınılmaz olacak. İşte o zaman dünya, son 50 yılda görmediği bir ekonomik buhran görebilir.
Birçok uzman tarafından dile getirilen küresel resesyon riskinin ülkemizi de fazlasıyla etkileyeceği dikkatlerden kaçmamalıdır. Euro Bölgesi ve ABD ile önemli ekonomik ilişkileri bulunan Türkiye, bu krizden en fazla etkilenecek ülkeler arasında gösteriliyor.